Bir zamanlar CRT vardı, namı diğer katot ışın tüpü. O kadar büyüktü ki bu monitörler, taşırken bel fıtığı olma ihtimaliniz vardı. Sonra bir gün plasma ile tanıştık. Her ne kadar gazla çalışan plazma ekranları bilgisayarlarımızla birlikte kullanmak zorunda kalmasak da atari salonlarında bir önceki oyunun ekranda bıraktığı izler plasmanın en büyük sorunlarından biriydi. Bir kanalı yarım saat izleseniz kanalın logosu ekrana zamk gibi yapışıp kalırdı. Derken hemen ardından LCD geldi. Gel zaman git zaman LCD’ler de yaygınlaştı ama bir sorun vardı: Tepki süresi. CRT monitörlerde umurumuzda bile olmayan bu nitelik, artık LCD monitör satın alırken oyuncuların baktığı ilk kıstas olmaya başlamıştı. Yüksek tepki süresine sahip ürünlerde aksiyon oyunlarını oynamak oyuncuların midesini bulandırıyordu adeta. Zamanın en düşük tepki süresi olan 5 ms bile “ghosting” yani hayalet etkisini götüremiyordu. En sonunda LCD teknolojisi de ilerledi ve tepki süresi nihayetinde 2 milisaniyeye indi. Bugün ise LED teknolojisi ile karşı karşıyayız. LED teknolojisi görüntüde LCD’de olduğu gibi sıvı kristalleri temel alsa da panelin arka aydınlatması tamamen yeni LED teknolojisiyle donatılmış olduğu için kontrast, güç tasarrufu ve görüntü kalitesinde yeni bir çağa girmiş oluyoruz. Bu teknolojinin temelinin aslında 1920’lere kadar dayandığını söylesem bana inanır mısınız?
Yorumlar (3)